Uykusuz Bir Gece
Uzun zaman olmuştu belki de. Uyku dediğimiz illet genelde tam zamanında gelir ve tam zamanında giderdi benden. Ama son zamanlarda yaşadıklarım tüm bu düzeni yok etti bedenimden.
Sıkıntılı işletme kapatma süreci, ülkenin içindeki ekonomik sıkıntılar, kafaya takılan onca cevapsız sorular her şey zirve yapmış durumda şu an üzerimde. Aslında amaç ve hedef belli ancak sorular ve engeller çok rahatsız edici. Nedir bunlar diye kurcalayıp buraya dökmeyeceğim bunları. Sadece gevezelik yapmak için açtım bugünki boş sayfamı. Yoksa şu an şu saatte mışıl mışıl uyuyor olmalıydım ama bir türlü uğramadı uyku.
Antalya da başladı aslında bu durum. Dükkanı kapattıktan sonra çekim için Uşak’a gelmiştim. Bir işim ve sorumluluğum olduğu için az çok yine düzenliydi uykum, öyle olmak zorundaydı çünkü. Meşguldüm ve bedenen yoruluyordum. Ancak ne zaman ki işi bitirip Antalya’ya geri döndüm işte o zaman düştüğüm boşluk ve cevapsız sorular beni tekrardan bozuk bir uyku düzeninin içine aldı diyebilirim. Sabah uyanmak bilmemem, akşam bedenen yorgun olmama rağmen beynimde sevişen filler yüzünden bir türlü uykuya dalamamam. Oysa severdim sabah erken saatte güne başlamayı, günümü düzene sokup gün ışığından daha çok faydalanmayı ve akşam erken saatte yatağa girmeyi. Ama işte sıkıntılar…
Tekrardan başa dönmek istemiyorum. Aynı şeyleri düşünüp canımı sıkmak, bunalmak istemiyorum. Tek çıkar noktamı arıyorum. Yalnızlığımın içerisinde hapsoluyorum bu seferde. Bugün mesela, uzun zamandır yapmadığım video günlüğümü, video anlatımı yapmak için denemede bulundum ancak konuşacak cümleleri bir akışa oturtamadığım için yapamadım. Ağzımdan dökülmedi kelimeler. Şu anda da böyle aslında. Şu satırları şimdi de baştan okusam günler hatta yıllar sonra da okusam ne diyorum ben ne saçmalamışım diye kendime sorar dururum.
Ama genele bakınca bütün bu olağan durumları sakinliğime ve sessizliğime borçluyum. Uykusuz kalışlarım, içime atışlarım, düşüncelerim… Daha doğru ve sindirilmiş kararlar için bunları yapmam lazım. Her zaman bunun meyvesinin topladım sonuçta. Gerek kendim için gerekse yakın dostlarıma verdiğim tavsiyeler için bu hep böyle oldu. Hani derler ya sinir anında derin bir nefes çek, bilmem kaça kadar say gibi şeyler. İşte bunlar benim doğal halim zaten. Sakinliğini koru, süzgeçten geçir, doğru planla, hedefini koy ve yönel. Artı eksi ne varsa tart. Hangi yol nereye çıkacak bir düşün vb. İşte şu an da ihtiyacım olan bu.
Sakinliğimi yeterince korudum ve olayları yeterince sindirdiğimi düşünüyorum. Artık planları süzgeçten geçirme zamanındayım. Her zaman bir planım ve hedefim olmuştur. Şimdide çok fazla plan ve hedefim var. Evet bu sefer öyle bir dönemdeyiz ki dış etmenler, ülke ekonomisi rahat hareket etmemi engelliyor ve ilk defa bu kadar çok çıkmaza sokuyor. Ama zaman akıyor, hayat ilerliyor. Planları değerlendirmem, iyice tartmam ve biran önce bir yerden adıma atarak yola koyulmam gerekiyor. Yeterince boş zaman geçirdim, yeterince zaman harcadım. Daha fazla kendini olacakları düşünerek yıpratmak yerine adımları düşünerek adım atma eylemine geçmenin daha sağlıklı olacağına ikna etme zamanı.
“Bugün 7 mart geride kaldı. Şu an saat01:00’ı gösteriyor. 8 Mart’ın içine girdik. Uykusuz geçirdiğin şu saatleri, gözünden uyku akarken, bedenin halsizce yatağa doğru kayarken, beyninde sevişen fillerin boşaldığı şu saatlerde sakinlemenin son noktaları olarak bırakmak en doğrusu. Yeterince rahatladın, yeterince dinlendin artık Berk. Biraz kendine güven ve önünde bulunan onca fırsatlara yüzünü çevir ve emin adımlarla yoluna devam et artık. Yerinde saydığın ve hatta gerilemeye doğru gittiğin şu günlere bir dur de. Dünya dönmeye, zaman akmaya devam edecek. Ve sen de buna ayak uydurmak zorundasın. En doğrusu bu yolda mücadele vermeye devam etmek olduğunu her zaman biliyordun. Şimdi tek yapman gereken bunları hatırlamak. Geçtiğin zorlukları, verdiğin mücadeleleri, içinde olduğun durumları, her türlü tecrübelerinden yararlanmak. Amacım gaza getirmek değil seni. Gazla çalışmadığını, hadi koçumlara değer vermediğini ikimizde biliyoruz. Bunlara ufak tebessümlerle yanaştığını, gerçekleri gördüğünü ama sessizliği sevdiğini biliyoruz. Şimdi konuşma, kartları oyuna sürme ve hareket etme zamanı olduğununda farkındayız değil mi?”
İşte iç sesim. Şu satırlarda eveleyip, gevelediğim şeylerin ileriye dönük olarak içimden geçen tek gerçekçi paragraf. Diğerleri sadece kelimeleri seçerek uydurulmuş, zaman kazanmak ya da sayfa doldurmak için karalanmış satırlar gibi bunun yanında.
“Berk şimdi uyanma zamanı. Dur daha uyumadım ne uyanması deme hemen. Biliyorum gözlerinden akan uykuyu. Dünya hayatında yarı ölü pozisyona geç ve dinlen bugünlük. Ama sabaha ulaştığında etrafına daha çok neşe saçan, iç açan, enerjik ve hedeflerine doğru ilerleyen bir sen ol. Eski senin daha donanımlı güncel versiyonuna ihtiyacın var sadece. Tek yapman gereken şey kendini hatırlayıp uyanmak. Gerisinin zaten halledeceksin.”
Son Yazılar
Yapay Zekâ Neden Herkese Aynı Sonucu Vermiyor?
Yapay zekâ son yılların en çok konuşulan konusu haline geldi. İçerik üretiminden reklamlara, iş planlarından veri analizine kadar…
Yerel İşletmeler İçin Düşük Bütçeli Reklam Stratejisi
Yerel bir işletme sahibiysen günün büyük kısmı dükkânda geçer. Ürünle ilgilenirsin, müşteriyle ilgilenirsin, tedarikle uğraşırsın. Gün sonunda kasayı…
Dijital Pazarlamada En Büyük Hata: Sabırsızlık
Dijital dünyada büyümek isteyen birçok işletme aynı beklentiyle reklama başlar, hızlı sonuç almak. Reklam açılır, içerikler hazırlanır, sistem…
Ajans mı Freelancer mı? İşletmelerin En Büyük Dijital Hatası
Dijital dünyada büyümek isteyen hemen hemen her işletme aynı soruyla karşılaşıyor: Bu işi kime yaptırmalıyım? Bir ajans mı…