Ajans mı Freelancer mı?
İşletmelerin En Büyük Dijital Hatası
Dijital Pazarlamada Doğru İş Ortağını Seçmek
Bugün hemen hemen herkes dijital dünyada büyümek istiyor. Daha fazla müşteriye ulaşmak, daha görünür olmak, satışlarını artırmak istiyor. Ama bu noktada herkes aynı sorunu yaşıyor: “Bu işi kime yaptıracağım?”
Bir ajans mı? Bir freelancer mı? Ya da işletmeye alacağımız bir personele mi? Büyük bir ekip mi daha doğru, yoksa tek başına çalışan ama işi bilen biri mi?
Açıkçası dışarıdan bakınca bu sorunun cevabını bulmak pek kolay değil. Çünkü piyasada çok fazla seçenek var. Herkes reklam yönettiğini söylüyor, herkes sosyal medya yaptığını söylüyor, herkes dijital pazarlamadan anladığını söylüyor. Herkesin kendine göre örnek çalışmaları, sosyal kanıtları var ve herkes bir şekilde uzman. Ama işin iç tarafına baktığında tablo çoğu zaman göründüğü kadar net olmuyor.
Ben bu konuyu biraz farklı bir yerden ele almak istiyorum. Çünkü bu sektörü sadece dışarıdan gözlemleyen biri değilim. Yıllarca ajans işletmiş biriyim. İzmir’de, Antalya’da, Uşak’ta birçok ajansın nasıl çalıştığını yakından gördüm. Ajanslarda çalışan arkadaşlarım oldu, ajans kuran arkadaşlarım oldu, ajans kapatan arkadaşlarım oldu. Freelancer olarak çalışan onlarca arkadaşım var. Ve hatta ajans sürecinden sonra ben de freelancer olarak hizmet vermeye devam eden biri olarak bu piyasanın iki tarafını da birebir deneyimledim.
Bu yüzden bugün sana teorik bilgiler anlatmayacağım. “Ajans mı daha iyi, freelancer mı daha iyi?” gibi yüzeysel bir tartışmaya da girmeyeceğim. Çünkü buradaki sorun bu değil. Burada üzerinde durmamız gereken soru şu olmalı: Bir işletme doğru ajansı ya da doğru freelancerı nasıl seçer? Ve daha da önemlisi, yanlış bir seçim yapmamak için işletmenin nelere dikkat etmesi gerekir?
Çünkü dijital pazarlamada doğru iş ortaklığı büyümeyi hızlandıracaktır. Ama yanlış kişiyle çalışmak sadece para kaybettirmekle kalmaz; aynı zamanda zaman kaybettirir, motivasyon kaybettirir ve çoğu zaman işletmenin dijital dünyaya olan güvenini de zedeler.
O yüzden bu bölümde sana piyasada çok konuşulmayan ama aslında çok kritik olan bir konuyu anlatacağım. Bir ajansla ya da freelancerla çalışmadan önce hangi soruları sormalısın? Hangi işaretlere dikkat etmelisin? Birinin gerçekten işi bildiğini nasıl anlarsın?
Gel bunu biraz içeriden, yani bu sektörün içinden biri olarak konuşalım. Çünkü bazen bir işi doğru yapmak kadar, o işi doğru kişiye teslim etmek de büyük bir fark yaratır.
Ajans mı, Freelancer mı?
Şimdi burada çok önemli bir noktayı netleştirmek lazım. “Ajans mı daha iyi, freelancer mı daha iyi?” sorusu aslında doğru bir soru değil. Çünkü bu iki modelin de doğru çalıştığı durumlar var, yanlış çalıştığı durumlar da var. Bu biraz işletmenin beklenti ve taleplerine göre şekillenebilir ama öncelikle ajans ve freelancer tarafına bir bakalım.
Bir ajansın avantajı şudur: Genellikle ekip vardır. Yani reklam tarafıyla ilgilenen biri vardır, tasarım tarafıyla ilgilenen biri vardır, içerik tarafıyla ilgilenen biri vardır. Büyük projelerde bu gerçekten ciddi bir avantaj olabilir. Çünkü iş tek bir kişinin omzunda kalmaz, ekip içinde bölünür ve her biri ayrı uzmanlık gerektiren bu işlerle ilgilenecek alanında uzman isimler o ajansın içinde yer alır.
Ama ajansların işletmeler tarafından çoğu zaman fark edilmeyen bir tarafı da vardır. Ajans büyüdükçe müşterinin işi çoğu zaman ajansı kuran kişi tarafından değil, ekipteki başka kişiler tarafından yürütülür. Yani sen ajansın sahibiyle görüşüp anlaşma yaparsın ama günlük işlerini çoğu zaman başka biri veya birileri yönetir.
Bu kötü bir şey değildir ama işletmenin bunu bilmesi gerekir. Yani tek bir muhatabın olmayabilir. Grafik çalışmaların için başka biriyle, videoların için başka biriyle, reklamların için başka biriyle iletişime geçmen gerekebilir.
Freelancer tarafında ise durum biraz farklıdır. Freelancer genelde tek başına çalışır. Avantajı şudur: İşi doğrudan yapan kişiyle iletişim kurarsın. Arada ekip hiyerarşisi, departman yapısı veya uzun süreçler olmaz.
Ama bu modelin de bir gerçeği vardır. Tek kişi olduğu için kapasitesi sınırlıdır. Aynı anda çok fazla işi yürütmek zor olabilir. Grafik, video ve reklam gibi farklı alanların hepsinde yetkinliği olsa bile bir freelancer olarak tüm süreci kusursuz bir şekilde taşımak her zaman mümkün olmayabilir.
Bir de üçüncü seçenek var: İşletmenin kendi içinde bir personel çalıştırması. Bu da bazı işletmeler için doğru bir tercih olabilir. Çünkü kişi tamamen işletmenin içinde olur ve markayı daha yakından tanır.
Tıpkı freelancer modelinde olduğu gibi burada da benzer bir gerçek vardır. Dijital pazarlama aslında tek bir beceri değildir. Reklam yönetimi ayrı bir uzmanlık, içerik üretimi ayrı bir uzmanlık, tasarım ayrı bir uzmanlık, veri analizi ayrı bir uzmanlıktır. Tek bir kişiden hepsini aynı seviyede beklemek çoğu zaman gerçekçi olmayacaktır.
İçeriden çözmenin avantajı ise mesai saatlerinde tamamen işletmeye bağlı olan bir kişinin bulunmasıdır. Sürekli iletişim kurabileceğin, işletmenin içinde olan ve belki ajans veya freelancera göre daha uygun maliyetle bu süreci taşıyabilecek bir isim işletme içerisinde yer alabilir.
Doğru Kişiyi Nasıl Anlayacaksın?
Yani aslında mesele ajans mı freelancer mı sorusundan çok daha derindir. Karşındaki kişi gerçekten işi biliyor mu? Daha da önemlisi, sen bunu nasıl anlayacaksın?
Çünkü piyasada işletmelerin en çok yaptığı hata referanslara bakıp karar vermektir. Oysa referans görmek çoğu zaman yeterli değildir. Çünkü bir markayla çalışmış olmakla o markaya gerçekten değer katmış olmak aynı şey değildir.
İşte tam burada işletmelerin mutlaka sorması gereken bazı sorular devreye girer. Bir ajansla ya da freelancerla çalışmadan önce birkaç basit ama çok kritik soru sorarsan karşındaki kişinin gerçekten işi bilip bilmediğini, senin sektörünü tanıyıp tanımadığını ya da ihtiyaçlarına cevap verip veremeyeceğini çok net anlayabilirsin.
Şimdi gelelim işletmelerin ajans ya da freelancer seçerken sorması gereken en kritik sorulara. Çünkü doğru soruları sormak çoğu zaman doğru kişiyi bulmanın yarısıdır.
Mesela sorabileceğin ilk soru şu olabilir: “Benim sektörümde müşteri satın alma kararını genelde hangi aşamada veriyor?”
Bu soru çok basit gibi görünür ama aslında çok şey anlatır. Çünkü gerçekten dijital pazarlamadan anlayan biri önce müşterinin davranışını konuşur, satın alma psikolojisini anlatır. Ama işi sadece panel yönetmek sanan biri genelde teknik şeylerden bahsetmeye başlar.
İkinci soru şu olabilir: “Bir reklam çalışması yaptığımızda ilk iki haftada siz neyi ölçersiniz?”
Bu soru da çok şey ortaya çıkarır. Çünkü işi bilen biri sana şunu söyleyecektir: İlk iki hafta çoğu zaman satıştan çok veri toplama dönemidir. Tıklama oranı, izlenme süresi, kitle davranışı gibi veriler analiz edilir.
Üçüncü soru ise biraz daha kritik bir sorudur: “Daha önce yönettiğiniz bir projede işler iyi gitmediğinde ne yaptınız?”
Çünkü dijital pazarlamada her şey her zaman mükemmel gitmez. Reklam çalışmaz, içerik tutmaz, kitle yanlış olabilir. Önemli olan sorun çıktığında ne yapıldığıdır.
İhtiyacını Bilmeden Doğru Seçim Yapılamaz
Bir başka önemli soru da şu olabilir: “Bir işletmenin dijitalde büyümesi için en kritik üç şey sizce nedir?”
Bu soru aslında karşındaki kişinin bakış açısını ortaya çıkarır. Çünkü gerçekten stratejik düşünen biri sana sadece reklamdan bahsetmez. Marka güveninden, içerikten, teklif yapısından ve müşteri deneyiminden söz eder.
Bir soru daha var ki bence işletmeler bunu mutlaka sormalı: “Bu çalışmada başarıyı nasıl ölçeceğiz?”
Çünkü dijital pazarlamada başarı tanımı net olmalıdır. Mesaj sayısı mı önemli, satış mı önemli, randevu mu önemli, marka bilinirliği mi önemli? Eğer bu baştan netleşmezse süreç içinde herkes farklı bir şey beklemeye başlar ve bu da çoğu zaman hayal kırıklıkları doğurur.
Ama burada işletmelerin bilmesi gereken bir gerçek daha var. Diyelim ki bu soruları sordun, cevaplarını dinledin ve karşındaki kişinin gerçekten işi bildiğini fark ettin. İşte tam bu noktada ikinci aşama başlıyor: Bu kişiyle gerçekten çalışmalı mıyım?
Çünkü işi bilmek tek başına yeterli değildir. Senin işletmene uygun olup olmadığı da en az o kadar önemlidir.
Burada işletmenin kendine şu soruyu sorması gerekiyor: Benim gerçekten neye ihtiyacım var?
Çünkü birçok işletme bu noktada en büyük hatayı yapıyor. İhtiyacını netleştirmeden ajans ya da freelancer aramaya başlıyor. Sonra da süreç içinde beklenti ile gerçeklik birbirine karışıyor.
Sonuç: Mesele Model Değil, Doğru İnsan
Bir başka önemli nokta da iletişimdir. Bir ajansla ya da freelancerla çalışırken teknik bilgi kadar önemli olan şeylerden biri de iletişimdir. Çünkü dijital pazarlama bir kere kurulup bırakılan bir sistem değildir. Sürekli konuşulan, test edilen, değiştirilen ve geliştirilen bir süreçtir.
Eğer karşındaki kişi sana sadece rapor gönderen ama süreci anlatmayan biriyse, bir süre sonra işletme olarak kendini tamamen dışarıda hissedersin.
Oysa doğru iş ortaklığında süreç anlatılır. Neden o reklam verildiği anlatılır, neden o içerik üretildiği anlatılır, neden bazı şeylerin zaman aldığı anlatılır.
Çünkü iyi bir ajans ya da iyi bir freelancer sadece iş yapan kişi değildir. Aynı zamanda işletmenin dijital tarafını anlamasını sağlayan bir yol arkadaşıdır.
Aslında bütün bu anlattıklarımızın özeti çok basit bir noktaya çıkıyor. Ajans mı daha iyi, freelancer mı daha iyi sorusu çoğu zaman doğru bir soru değil.
Çünkü doğru ajans da vardır, yanlış ajans da vardır. Doğru freelancer da vardır, yanlış freelancer da vardır. Mesele model değil, doğru iş ortağını bulabilmektir.
Dijital pazarlama bugün birçok işletmenin büyümesinde gerçekten çok güçlü bir araçtır. Ama bu araç doğru kullanıldığında büyütür, yanlış kullanıldığında sadece bütçe tüketir.
Bu yüzden bu işi kime teslim ettiğin çoğu zaman yaptığın reklamdan, ürettiğin içerikten veya harcadığın bütçeden çok daha kritik bir konu haline gelir.
Bu yüzden bir ajansla ya da freelancerla çalışmadan önce referanslara bakmak elbette önemlidir ama tek başına yeterli değildir. Asıl önemli olan şey karşındaki kişinin nasıl düşündüğünü anlamaktır.
Müşteriyi nasıl analiz ediyor, süreci nasıl okuyor, bir sorun çıktığında nasıl çözüm üretiyor, başarıyı nasıl tanımlıyor…
Bunları anlamanın yolu da aslında çok basit: doğru soruları sormaktan geçiyor.
Çünkü doğru sorular sorduğunda sadece bir hizmet satın almazsın. Aynı zamanda karşındaki kişinin gerçekten iş ortağın olup olamayacağını da görmüş olursun.
Ve unutma…
Dijital pazarlamada bazen en büyük farkı yaratan şey daha iyi bir reklam vermek değildir.
O reklamı doğru kişiyle birlikte vermektir.
Son Yazılar
Yapay Zekâ Neden Herkese Aynı Sonucu Vermiyor?
Yapay zekâ son yılların en çok konuşulan konusu haline geldi. İçerik üretiminden reklamlara, iş planlarından veri analizine kadar…
Yerel İşletmeler İçin Düşük Bütçeli Reklam Stratejisi
Yerel bir işletme sahibiysen günün büyük kısmı dükkânda geçer. Ürünle ilgilenirsin, müşteriyle ilgilenirsin, tedarikle uğraşırsın. Gün sonunda kasayı…
Dijital Pazarlamada En Büyük Hata: Sabırsızlık
Dijital dünyada büyümek isteyen birçok işletme aynı beklentiyle reklama başlar, hızlı sonuç almak. Reklam açılır, içerikler hazırlanır, sistem…
Ajans mı Freelancer mı? İşletmelerin En Büyük Dijital Hatası
Dijital dünyada büyümek isteyen hemen hemen her işletme aynı soruyla karşılaşıyor: Bu işi kime yaptırmalıyım? Bir ajans mı…