BT Berk Tunçer

Yapay Zekâ

Neden Herkese Aynı Sonucu Vermiyor?

 

Yapay Zekâ Gerçekten Ne Kadar “Akıllı”?

 

Son zamanlarda nereye dönsek aynı konuyu konuşuyoruz: Yapay zekâ. Sosyal medyada, iş dünyasında, içerik üretiminde, reklam tarafında… Her yerde yapay zekânın ne kadar güçlü olduğundan, hayatı ne kadar kolaylaştırdığından bahsediliyor. İnsanlar artık içerikleri yapay zekâ ile yazıyor, görselleri yapay zekâ ile oluşturuyor, reklam metinlerini yapay zekâya yazdırıyor, hatta bazıları iş planlarını bile yapay zekâya hazırlatıyor. Doğal olarak şöyle bir algı da oluşmaya başladı: “Demek ki artık eskisi kadar öğrenmeye gerek yok. Yapay zekâ var, sorarım, o bana söyler.”

Aslında bu düşünceyi anlamak zor değil. Çünkü yapay zekâ gerçekten çok güçlü bir araç. Sana fikir verebilir, yazmanı hızlandırabilir, metin oluşturabilir, veri yorumlayabilir, hatta bazen senin fark etmediğin bağlantıları bile sana gösterebilir. Yani doğru kullanıldığında inanılmaz bir destekçidir. İşini hızlandırır, düşünme alanını genişletir, sana zaman kazandırır. Bu tarafını inkâr etmek mümkün değil.

Ama burada çok kritik bir nokta var ki çoğu kişi tam olarak burayı gözden kaçırıyor. Yapay zekâ aslında sandığımız gibi kendi başına bir akıl değil. Yapay zekâ sana sen ne sorarsan, sen nasıl sorarsan ona göre cevap verecektir. Senin kurduğun cümle kadar düşünür. Senin bakış açın kadar derine iner. Senin yetkinliğin kadar sana yaklaşır. Yani aslında yapay zekâ çoğu zaman kendi zekâsını değil, senin düşünme seviyeni büyüten bir araç gibi çalışır.

Bugün birçok kişi “Ben yapay zekâ ile içerik üretiyorum”, “Reklamları yapay zekâ ile kuruyorum”, “Stratejiyi yapay zekâdan alıyorum” diyor. Ama ortaya çıkan sonuçlara baktığında çoğu zaman güçlü bir strateji değil, hızlı yazılmış metinler, yüzeysel fikirler ve birbirine benzeyen içerikler görüyorsun. Çünkü araç gelişmiş olabilir ama kullanan kişi gelişmemişse o araç seni belli bir noktadan öteye taşıyamaz.

Bence yapay zekâ konusundaki en büyük yanlış anlaşılma tam olarak burada başlıyor.

 


 

 

Sorunun Derinliği, Cevabın Derinliğini Belirler

 

Bunu çok basit bir örnekle anlatayım. Dört yıllık bir üniversite bölümü düşün. Bir öğrenci birinci sınıfta o bölüme başlıyor. Henüz temel kavramları yeni yeni öğreniyor. Terminolojiye alışıyor, alanı tanımaya çalışıyor. Şimdi o öğrenci karşısına dünyanın en iyi hocasını getirse bile, o hocadan alabileceği bilgi sınırlı olacaktır. Çünkü soracağı soru da sınırlıdır, anlayacağı dil de sınırlıdır. Hoca ona doktora seviyesinde anlatım yapamaz. Yaparsa da anlamaz zaten.

İşte yapay zekâ ile ilişki de biraz böyle çalışıyor. Sen bir konuya ne kadar hâkimsen, yapay zekâya soracağın soru da o kadar derin oluyor. Sorduğun soru derinleştikçe aldığın cevap da derinleşiyor. Ama sen konunun başındaysan, soruların yüzeysel kalıyor. Aldığın cevaplar da doğal olarak yüzeysel oluyor.

Bu noktada birçok kişi şöyle düşünüyor: “Yapay zekâ bana yüzeysel bilgi verdi.” Aslında çoğu zaman sorun yapay zekâ değil. Sorunun kaynağı sorunun kendisi. Çünkü yapay zekâ çoğu zaman sana bildiğin dilde yaklaşır. Senin seviyeni ölçer ve oradan konuşur.

 


 

 

Uzmanlık ile Yapay Zekâ Arasındaki Fark

 

Kendi uzmanlık alanımdan önce bunu başka bir alandan örnekle ele almak istiyorum. Mesela bir diyet sürecini ele alalım. Bugün yapay zekâ senin kan tahlillerini okuyabilir, yaşını, boyunu, kilonu, yaşam tarzını analiz edebilir ve sana uygun bir diyet programı yazabilir. Hatta buna göre bir antrenman programı bile oluşturabilir. Teknik olarak baktığında her şey doğru görünebilir. Kalori hesabı doğru, makro dağılımı doğru, spor planı doğru.

Ama iyi bir diyetisyenle çalıştığında işin başka bir boyutu olduğunu fark edersin. Çünkü diyetisyen sadece rakamlara bakmayacak. Seni gözlemleyecek. Sürece nasıl tepki verdiğini takip edecek. Motivasyonunun düştüğü noktaları fark edecek. Bazen planı bozan şeyin açlık değil stres olduğunu anlayacak. Bazen programın değil, yaşam düzeninin değişmesi gerektiğini görecek.

İşte yapay zekânın eksik kaldığı yer tam olarak burasıdır. Yapay zekâ veriyi okuyabilir ama insanı okuyamaz. Duyguyu, alışkanlığı, sürdürülebilirliği aynı şekilde değerlendiremez. Bu yüzden yapay zekâya senin yazdırdığın bir diyet listesiyle, bir diyetisyenin senin sonuçlarına ve davranışlarına bakarak yapay zekâdan destek alıp oluşturduğu program arasında ciddi bir fark oluşacaktır. Çünkü biri sadece veriye dayanır, diğeri insanı da işin içine katabilmeyi bilir.

Aynı durumu yatırım tarafında da düşünebilirsin aslında. Bugün yapay zekâ ile yatırım yapmak mümkün. Hangi hisselerin yükseldiğini analiz edebilir, grafik okuyabilir, portföy dağılımı oluşturabilir, hatta sana hangi fonların daha iyi performans gösterdiğini bile söyleyebilir. Teknik olarak baktığında oldukça güçlü bir araçtır.

Ama bu analizleri yapay zekâya yazdıran sıradan bir yatırımcıyla, yıllardır piyasayı takip eden bir yatırım uzmanının yapay zekâyı kullanma biçimi aynı olamaz. Çünkü uzman kişi sadece grafiğe bakmaz. Piyasadaki psikolojiyi okur. Riskleri görür. Bir haber akışının piyasayı nasıl etkileyebileceğini düşünür. Bir şirketin bilançosunu değerlendirirken sadece sayılara değil, arkasındaki hikâyeye de bakacaktır.

İşte bu yüzden aynı yapay zekâ aracını kullansalar bile ortaya çıkan sonuç bambaşka olur. Biri sadece veri üzerinden karar verir, diğeri veriyi deneyimle birleştirir.

 


 

 

Dijital Pazarlamada Yapay Zekâ Nasıl Kullanılmalı?

 

Dijital pazarlama demişken, yani benim içinde bulunduğum alanı anlatmak istiyorum biraz da. Diyelim ki biri yapay zekâya şöyle bir soru soruyor: “Instagram’da nasıl daha fazla satış yaparım?” Yapay zekâ ona muhtemelen şunları söyleyecektir: Düzenli içerik üret, hedef kitleni tanı, reklam kullan, güven oluştur. Bunlar doğru mu? Evet doğru. Ama bunlar zaten herkesin söylediği şeyler. Çünkü sorulan soru da bu derinlikte.

Ama aynı kişi dijital pazarlama konusunda yıllarca çalışmış, veri okumuş, kampanya yönetmiş biri olsaydı sorusu bambaşka olurdu. Belki şöyle sorardı: “Yerel bir işletmede Meta reklamlarında soğuk kitleye video izleme kampanyasıyla girip ardından etkileşim kitlesine dönüşüm reklamı çalıştırmak mı daha verimli olur, yoksa doğrudan mesaj kampanyasıyla mı ilerlemek daha sağlıklı?”

İşte bu seviyede sorulan soruya verilen cevap da tamamen farklı olur. Yapay zekâ sana çok daha detaylı, çok daha stratejik bir yaklaşım sunar.

Aynı durum içerik üretiminde de geçerli. Bugün birçok kişi yapay zekâya “Bana sosyal medya postu yaz” diyor. Sonra çıkan metni paylaşıyor. Ama aynı metni yüzlerce kişinin de kullandığını fark etmiyor. Çünkü ortada özgün bir bakış açısı yok. Yapay zekâ sadece var olan bilgiyi düzenliyor. Ama o bilgiye yön verecek bakış açısı hâlâ sende olmak zorunda.

Reklam tarafında da durum aynı. Yapay zekâ sana kampanya kurma adımlarını anlatabilir. Hangi reklam modelinin ne işe yaradığını söyleyebilir. Hatta bazı verileri analiz etmeni kolaylaştırabilir. Ama hangi mesajın o kitleyi harekete geçireceğini, o işletmenin müşterisinin hangi psikolojiyle satın aldığını, o şehirde insanların nasıl karar verdiğini… bunları hâlâ insan sezgisi belirler.

 


 

 

Yapay Zekâ Navigasyondur, Direksiyon Değil

 

İşte tam bu noktada yapay zekâ ile uzmanlık arasındaki fark ortaya çıkar. Bir uzman yapay zekâyı kullanır ve daha hızlı ilerler. Ama bilgisiz biri yapay zekâyı kullanır ve aynı yerde, daha da karmaşık bir şekilde dönmeye devam eder.

Benim mesleğimde en çok gördüğüm şey şu: İnsanlar yapay zekâyı bir rehber gibi kullanmak yerine bir pilot gibi kullanmaya çalışıyor. Yani direksiyonu tamamen ona bırakmak istiyorlar. Ama dijital pazarlamada direksiyon hâlâ insanda olmak zorunda. Yapay zekâ navigasyon olabilir, yolu gösterebilir, alternatif sunabilir ama aracı sen sürmezsen o yol hiçbir yere gitmez.

 


 

 

Yapay Zekâyı Nasıl Kullanıyorum?

 

Şimdi burada şunu da açıkça söylemem lazım. Ben yapay zekâ kullanmıyor muyum? Elbette kullanıyorum. Hatta çok sık kullanıyorum. Ama kullanma biçimim çoğu kişinin düşündüğü gibi değil. Ben yapay zekâyı benim yerime iş yapsın diye değil, benimle birlikte düşünsün diye kullanıyorum.

Mesela içerik üretirken çoğu zaman yapay zekâyla tartışırım. Bir konu aklıma gelir, o konuyu açarım. Ona farklı açılardan sorular sorarım. “Bu konunun zayıf tarafı ne?”, “İnsanlar buna nasıl itiraz edebilir?”, “Bu düşünceyi başka nasıl anlatabiliriz?” gibi sorularla ilerlerim. Bazen aynı konuyu birkaç farklı bakış açısıyla tartışırız. Bu aslında bir fikir egzersizi gibi olur.

Planlama tarafında da benzer bir durum var. Diyelim ki bir danışmanlık sürecinde bir işletme için yol haritası oluşturuyorum. Stratejiyi yine ben kurarım. Ama o stratejinin farklı senaryolarını yapay zekâ ile tartışırım. Böylece tek bir bakış açısına sıkışmak yerine farklı ihtimalleri görmüş olurum.

Reklam tarafında ise yapay zekâ benim için özellikle analiz süreçlerinde ciddi bir yardımcı oluyor. Bir kampanya yürütürken elimde onlarca veri oluyor. Bunları zaten ben okuyorum ama bazen yapay zekâ ile birlikte yorumluyorum. Yani yapay zekâ benim yerime karar vermiyor; benim karar alma sürecimi hızlandırıyor.

 


 

 

Sonuç: Yapay Zekâ Senin Yerine Uzman Olmaz

 

Bence yapay zekâyı doğru kullanan herkes aslında aynı şeyi fark ediyordur: Yapay zekâ sana cevap veren bir makine değil, düşünmeni hızlandıran bir araçtır. Ama düşünme kısmını yine sen yapmak zorundasın.

Çünkü yapay zekâ sana veri sunabilir ama sezgi veremez. Sana alternatif sunabilir ama tecrübe veremez. Sana fikir önerebilir ama sorumluluk alamaz.

O yüzden mesele yapay zekâ kullanmak ya da kullanmamak değil. Sen yapay zekâyı nasıl kullanıyorsun ve o aracı kullanacak yetkinliğe sahip misin?

Belki de yapay zekâyı anlamanın en doğru yolu şu cümlede saklıdır:

Yapay zekâ senin yerine uzman olmaz. Ama uzman biri için inanılmaz güçlü bir yardımcı olur.

Çünkü sonunda yapay zekâ sana ne kadar akıllı olduğunu göstermez.

Aslında sana ne kadar derin düşünebildiğini gösterir.

Son Yazılar

Yapay Zekâ Neden Herkese Aynı Sonucu Vermiyor?

Yapay Zekâ Neden Herkese Aynı Sonucu Vermiyor?

Yapay zekâ son yılların en çok konuşulan konusu haline geldi. İçerik üretiminden reklamlara, iş planlarından veri analizine kadar…

Yerel İşletmeler İçin Düşük Bütçeli Reklam Stratejisi

Yerel İşletmeler İçin Düşük Bütçeli Reklam Stratejisi

Yerel bir işletme sahibiysen günün büyük kısmı dükkânda geçer. Ürünle ilgilenirsin, müşteriyle ilgilenirsin, tedarikle uğraşırsın. Gün sonunda kasayı…

Dijital Pazarlamada En Büyük Hata: Sabırsızlık

Dijital Pazarlamada En Büyük Hata: Sabırsızlık

Dijital dünyada büyümek isteyen birçok işletme aynı beklentiyle reklama başlar, hızlı sonuç almak. Reklam açılır, içerikler hazırlanır, sistem…

Ajans mı Freelancer mı? İşletmelerin En Büyük Dijital Hatası

Ajans mı Freelancer mı? İşletmelerin En Büyük Dijital Hatası

Dijital dünyada büyümek isteyen hemen hemen her işletme aynı soruyla karşılaşıyor: Bu işi kime yaptırmalıyım? Bir ajans mı…

Dijital Danışmanlık hakkında görüşme yapmak için randevu oluşturabilirsiniz.