BT Berk Tunçer

Yarına Bırakma

yarına bırakma

Ocak ayı bitmek bilmeyen bir ay olmuştu bizim için. Günlerin, saatlerin hatta dakikaların dahi geçmek bilmediği, dayanması zor ama bir o kadar da heyecanla bitmesini beklediğimiz bir aydı. 

Ayın sonuna geldiğimizde yani bundan tam bir ay öncesinde heyecanla beklediğimiz her şey önce yerle bir oldu. Bitmek bilmeyen ayın kalan günleri hiç ama hiç geçmez olmuştu. Oysa yeni yıla, yeni bir aya öyle güzel başlamıştıkki. Sanıyorduk yeni yıla nasıl girilirse öyle gider diye. Sanıyordukki yeni yılımız gerçekten de öyle mutlu, heyecan dolu ve huzurlu geçecek diye. Oysa daha ilk ayı devirmeden sert bir tokat yemiştik yeni yıldan.

Tam ocak bitti, acı bitti, önce güldürdü, mutlu etti, sonra üzdü, kırdı, parçaladı ama bitti derken bu kezde yeni ay çarptı. Deprem girdi bu defa gündemimize. Zaten umutsuzca geçen onca kara günlerimiz, geçmek bilmeyen ocak ayından sonra bir de bu depremle sarsıldık. Tüm ülkeyi yasa boğan birbiri ardına gelen büyük depremler. 10 ilimizi yaralayan, binlerce cana mal olan depremler. Binlerce yıkılan binalar, yok olan il, ilçe ve köyler. Acı dolu anlar. 

Ekonomik olarak geçtiğimiz zorlu süreç, bozulmuş düzen, içi boşaltılmış sistemler, iğrenç insanlar ve iğrenç söylemleriyle uğraşırken bu kez de deprem vurdu. 

Depremle beraber çaresiz düşen binlerce insan. Kilometrelerce uzağız belki ama hepimizin bir canı oradaydı. Bir kol uzağımızda. Bizlerde sarsıldık buradan. Haftalarca yattığımız yerden, yediğimiz yemekten utandık. Sıcak evimiz ve yatağımızın içinde üşüyorduk resmen. Boğazımızdan bir kaşık yemek geçse doyuyorduk. İştahımız yoktu hiç. Psikolojimiz iyice dağılmıştı. Gerçi üzerinden 22 gün geçti belki ama halen ne bir şey yiyebiliyoruz düzgünce, nede uyuyabiliyoruz sıcak yatağımızda.

Aklımız oradaydı hep. Her anı orada hissederek yaşadık. Elimizden sadece buradan vereceğimiz destek ve edeceğimiz dua geliyordu. Bölgeye gitmeyi o kadar çok istedik ki ama sadece kalabalık oluşturacağımızdan bundan hep vazgeçtik. Her an oradaydık. Oradan gelecek bir haber, orada dokunacağımız bir kalp için tek şey destek olmaktı. Bölge de olan tanıdıklarımıza buradan destek olmak. Onlara elimizden geldiğince dokunmaktı. 

Halen oradayız. Orada olmak zorundayız çünkü halen sallanıyoruz. Halen yaralıyız. Unutmamalıyız. Bu kez unutup alışmamalıyız. Balık hafızamızı yok etmeliyiz artık. Evet akışımıza dönmeliyiz belki ama her an orada olmayı ve onca ihmali, eksiklikleri, giden onca canı, yok olan hayalleri, eksilenleri, yarım kalanları, tamamlanamayan onca şeyi unutmamalıyız.

Yarına bırakmamalıyız bazı şeyleri. Yarını planlamalıyız ama ertelememeliyiz. Üzmemeliyiz mesela sevdiklerimizi. Yormamalıyız karşımızdakileri. Bırakmamalıyız hiç bir şeyi yarım ve eksik. Sarılmalıyız değer verdiklerimize. Sevdiğimizi sürekli söylemeliyiz sevdiklerimize. Küs girmemeliyiz yatağa. Küs ayrılmamalıyız sevdiklerimizin yanından. Sarılmalı, öpmeliyiz. Kavga etmemeliyiz hiç bir şey uğruna dostlarımızla… Çünkü sabahımız olmayabilir bir daha. Ya sevdiğimiz olmayabilir ya da biz olmayabiliriz ertesi sabaha. Olmayabilir öyle bir günümüz, öyle bir saatimiz. Hayat sevmeyi, değer vermeyi ertelemek için çok kısa. Sarıldığın an bırakma. Kıymetini bil o güzel günlerin, güzel anların, güzel dakikaların. Belki bir daha geri dönüp dokunmazsın o anlara. Bunu hiç aklından çıkarma.

Şimdiyse ikinci ayın son günündeyiz. Bomboş geçen koca bir ay. Kendim için; bomboş, mutsuz, huzursuz, kırgın, dargın, yorgun… geçen koca bir ay. Yeni bir aya başlıyoruz saatler sonra. Takvim yapraklarının yeniden baştan saymaya başlayacağı yeni bir ay. Yeni planlar, yeni umutlar, yeni hayallerle… Eğer varsa tabi.

Son Yazılar

Yapay Zekâ Neden Herkese Aynı Sonucu Vermiyor?

Yapay Zekâ Neden Herkese Aynı Sonucu Vermiyor?

Yapay zekâ son yılların en çok konuşulan konusu haline geldi. İçerik üretiminden reklamlara, iş planlarından veri analizine kadar…

Yerel İşletmeler İçin Düşük Bütçeli Reklam Stratejisi

Yerel İşletmeler İçin Düşük Bütçeli Reklam Stratejisi

Yerel bir işletme sahibiysen günün büyük kısmı dükkânda geçer. Ürünle ilgilenirsin, müşteriyle ilgilenirsin, tedarikle uğraşırsın. Gün sonunda kasayı…

Dijital Pazarlamada En Büyük Hata: Sabırsızlık

Dijital Pazarlamada En Büyük Hata: Sabırsızlık

Dijital dünyada büyümek isteyen birçok işletme aynı beklentiyle reklama başlar, hızlı sonuç almak. Reklam açılır, içerikler hazırlanır, sistem…

Ajans mı Freelancer mı? İşletmelerin En Büyük Dijital Hatası

Ajans mı Freelancer mı? İşletmelerin En Büyük Dijital Hatası

Dijital dünyada büyümek isteyen hemen hemen her işletme aynı soruyla karşılaşıyor: Bu işi kime yaptırmalıyım? Bir ajans mı…