BT Berk Tunçer

1 Milyon İzlenme

≠ BAŞARI

1 Milyon Görüntülenme… Ama Ne Oldu?

Arkasında yatan gerçekler

Bir içerik paylaşıyorsun.
Sabah uyanıyorsun, bakıyorsun: Bir milyon izlenmiş. Telefon susmuyor, yorumlar yağıyor. Hikâyene etiketlemeler gelmiş, paylaşım rekor kırmış. Arkadaşların mesaj atıyor:
“Abi, n’aptın sen ya?”

Senin içinden geçen şey çok net:
“Oldu bu iş.”

O rakamın büyüsü

Bir şeyin tuttuğu hissi kadar güzel çok az şey vardır. O rakam artarken, izlenme sayısı tıkır tıkır yükselirken yaşanan o tatmin duygusu…
Sana değerliymişsin gibi hissettiren o algoritmik alkış.

Egoyu okşar. Ve bu hiç azımsanacak bir şey değildir. Çünkü bu rakam, bu görünürlük, bu yayılma… İçerik üreten herkesin hayalidir. Görülsün istersin, bilinsin istersin.
Bir fikir söyledin ya, milyon kişi duydu… Daha ne olsun?

Ama işte tam burada durmak gerekiyor.

Peki, gerçekten ne oldu?

Bu bir milyon kişiden kaçı seninle aynı dünyada?
Kaçı senin ürününe, hizmetine, fikrine yakın?
Kaçı sadece izleyip geçti, kaçı dönüp baktı, kaçı kaldı?

Bazen bir içerik bir milyon kişiye ulaşır, ama o bir milyon kişinin hiçbiri senin hedefin değildir. Bazen de bir içerik yalnızca 300 kişiye ulaşır… ama o 300 kişinin 100’ü senden bir şey satın alır.

Hangisi gerçek başarı? Hangisi seni ileri taşır?

Sayılara kapılmak

Bugün dijitalde içerik üretmenin en büyük tuzağı şu: Sayılara kapılmak.
Bir şey çok izlendi diye iyi sanmak.
Geniş kitleye ulaştıkça büyüdüğünü zannetmek.

Ama bu büyüme değil. Bu şişme. Gözle görünür ama içerisi boş. Sadece rakamları büyütüyor, markanı değil.

Hele işin içinde satış varsa… mesele bir milyon kişiye ulaşmak değil, doğru kişiye ulaşmak. Ve bu, sosyal medyada en çok karıştırılan nokta.

Algoritmanın kısa yolu

Saçma bir şaka yap, biriyle sokakta atış, ya da özür dileyerek söylüyorum kamera karşısında soyun. Algoritma seni alır, milyonların karşısına çıkarır.

Aynı gün, aynı saatte biri bir eğitim videosu yükler. İçinde değerli bilgiler, emek, sistem vardır. Ama o video 1000 görüntülenmede kalır.

Popüler olanın doğru, görünür olanın değerli olduğu sanılır. İçeriğin içeriğine değil, rakamına bakılır.

Benim tercihim

Ben bu çatışmada terciğimi yıllar önce yaptım. Eğlenceli görünmek, dikkat çekmek, viral olmak gibi hedeflerim yok.
Çünkü ben sahte kalabalıklarla yürünmediğini gördüm.

Benim danışmanlık sistemimde her şey şu soruya döner:
“Kime sesleniyorsun?”

Bir içerik, doğru kişiye ulaşmıyorsa zaman kaybıdır. Bir reklam, doğru kitleye gösterilmiyorsa bütçe kaybıdır.

Her içerik ya kitlenin bir sorununa dokunmalı, ya farkındalık yaratmalı, ya da “Bu adam beni anlıyor” dedirtmeli.

Strateji

“Şu çok izlenmiş, biz de yapalım” bana göre bir strateji değil.
Benim stratejim şudur:
“Hedef kitlemin zihnine hangi mesajla, hangi zamanda, hangi içerikle dokunmalıyım?”

Kimi zaman kısa bir reels olur, kimi zaman uzun bir yazı. Ama hepsi aynı amaca hizmet eder: Gerçek bir bağ kurmak.

Takipçi değil, muhatap

Benim derdim izlenmek değil, anlaşılmak. Takipçi değil, muhatap kazanmak.
Bir kişi dahi olsa ona bir şekilde dokunabilmek, milyon izlenmeden daha değerlidir.

Bir eğitim videosunun 10.000 izlenmesi ile şakalı bir videonun 1 milyon izlenmesi kıyaslanamaz.
Çünkü 1 milyon izleyen bir sonraki 1 milyonluk videoya geçer.
Ama 10.000 izleyenden biri seninle çalışmaya karar verirse… işte o zaman içerik karşılığını bulur.

Gerçek etki

Bir web siten var. Bir milyon kişi tıkladı ama sıfır satış… Bu ne demek?
Hiçbir şey.

Ama 300 kişi geldi, 150’si satın aldı… Bu gerçek etkidir.

İçerikte de aynısı geçerli:
1 milyon izlenip sıfır etki bırakmak yerine, 500 kişinin izleyip 100 kişinin “İşte bu” demesi seni çok daha ileri taşır.

Satış niyetli içerik

Danışmanlık verdiğim işletmelerde içerikler keşfete düşsün diye değil, karar sürecine etki etsin diye üretilir.
Amacımız algoritmayla yarışmak değil; doğru kişiye, doğru zamanda, doğru çözümü sunmak.

Satış niyetli içerik sadece “Alın” demek değildir.
Güven verir, düşündürür, tetikler.
Ve o kişi, bir noktada “Bu tam olarak benim ihtiyacım” der.

Son söz

Önemli olan sayılar değil; sayıların arkasındaki gerçeklerdir.

O yüzden şu soruyu sormalıyız:
Biz gerçekten kiminle konuşuyoruz? Kime ulaşmaya çalışıyoruz? Ve ne için?

Bir milyon kişinin önünden geçip gittiği bir vitrinden, bir kişi bile içeri girmiyorsa… demek ki yanlış yerde duruyorsun ya da yanlış kişilere gösteriyorsun kendini.

Çok kişiye değil, doğru kişiye ulaşmak…
İşte mesele bu.

Günün sonunda dijitalin kazananı; en çok izlenen değil, en çok hatırlanandır.

Son Yazılar

Yapay Zekâ Neden Herkese Aynı Sonucu Vermiyor?

Yapay Zekâ Neden Herkese Aynı Sonucu Vermiyor?

Yapay zekâ son yılların en çok konuşulan konusu haline geldi. İçerik üretiminden reklamlara, iş planlarından veri analizine kadar…

Yerel İşletmeler İçin Düşük Bütçeli Reklam Stratejisi

Yerel İşletmeler İçin Düşük Bütçeli Reklam Stratejisi

Yerel bir işletme sahibiysen günün büyük kısmı dükkânda geçer. Ürünle ilgilenirsin, müşteriyle ilgilenirsin, tedarikle uğraşırsın. Gün sonunda kasayı…

Dijital Pazarlamada En Büyük Hata: Sabırsızlık

Dijital Pazarlamada En Büyük Hata: Sabırsızlık

Dijital dünyada büyümek isteyen birçok işletme aynı beklentiyle reklama başlar, hızlı sonuç almak. Reklam açılır, içerikler hazırlanır, sistem…

Ajans mı Freelancer mı? İşletmelerin En Büyük Dijital Hatası

Ajans mı Freelancer mı? İşletmelerin En Büyük Dijital Hatası

Dijital dünyada büyümek isteyen hemen hemen her işletme aynı soruyla karşılaşıyor: Bu işi kime yaptırmalıyım? Bir ajans mı…

Dijital Danışmanlık hakkında görüşme yapmak için randevu oluşturabilirsiniz.