BT Berk Tunçer

Reklam Neden Çalışmıyor?

Dijitalde Dönüşüm Alamamanın Gerçek Sebebi

İnsan yoruluyor. Bazen gerçekten insan yoruluyor. Çabalıyor. Kazanmak için, hizmetini ya da ürününü tanıtmak için çabalıyor. Dijitalde var olmaya çalışıyor. Emek veriyor, içerik çekiyor, ürün çıkarıyor, hizmet anlatıyor. Devamında sponsor çıkmaya, reklam vermeye karar veriyor. O butona basarken de içinden şu geçiyor: “Hadi bakalım, sıra sende.” Tüm çabasının karşılığının o bir butona basmakla katlanacağı düşüncesiyle tıklıyor butona. Halk dilinde “reklam basıyor.”

Ama olmuyor elbette. İstenilen karşılık bir türlü elde edilemiyor. Beklentinin hep altında kalıyor. Evet belki bir tepki alınıyor ama o harcanan bütçelerin karşılığında ortada net bir sonuç oluşmuyor.

Eminim sen de yaşadın. Reklamı açtın. İlk gün heyecanlısın, izlenme ve beğenme tepkileri gördün. Rakamlar arttı. İkinci gün istatistiklere baktın, bakılan istatistiklerde genellikle beğenme ve izlenme rakamları oluyor tabii. Heyecan devam etti. Birkaç gün geçti, hafif bir huzursuzluk başladı. “Tıklama var ama neden yazan yok?” Sonra bütçeyi biraz arttırsam mı diye düşündün. “Belki az gelmiştir.” Sonra bir daha devam ettin ama sonuç hâlâ aynı.

Gerçekten reklam mı çalışmıyor? Yoksa biz reklama taşıyamayacağı bir yük mü yüklüyoruz?

Çatlak Kova Problemi

En basit haliyle şöyle düşün. Çatlak bir kovaya su doldurmaya çalışıyorsun. Musluğu sonuna kadar açıyorsun. Su akıyor, akıyor, akıyor ama kova dolmuyor. Sen de diyorsun ki “musluk yetersiz.” Halbuki konunun muslukla alakası dahi yok. Kova sızdırıyor. İşte bu örnekteki musluk bizim yaptığımız reklam ve harcadığımız bütçe, kova ise olmayan stratejimiz ve sistemimiz.

Profilin net değilse, ürününün kime hitap ettiği belli değilse, fiyatlandırman kararsızsa, içeriklerin ve hizmetin güven vermiyorsa sen ne kadar sponsor çıkarsan çık sadece daha fazla insan o dağınıklığı görecek. Reklam kötü bir şeyi iyi gösteremez. Reklam mucize yaratamaz. Reklam olan bir şeyi daha görünür kılar.

Sorunu sadece reklama verdiğin bütçede, hedef kitle ayarlamasında ya da reklam yönetiminde aramak tek başına doğru bir yaklaşım değil. Bütüne bakmak lazım; reklam içeriği, profil, ürün, hizmet, sayfa akışı, reklam bütçesi ve daha birçok adımı birlikte ele almak lazım. Yani reklamdan tek başına bir mucize beklemek yerine önce sistemini, yol haritanı ve stratejini değerlendirmek lazım.

Reklam Başlangıç Değil, Hızlandırıcıdır

Önce şunu kabul etmemiz lazım. Reklam bir başlangıç değil, bir hızlandırıcıdır. Yani senin bir rotan varsa seni o noktaya daha hızlı ulaştırır. Ama rotan, haritan yoksa yolu daha karmaşık ve zor bir hâle getirebilir.

Bak şimdi en başa dönelim. Dijitale girmeye karar verdin ve sosyal medyada hesap açtın diyelim. Profil fotoğrafın, biyografin, gönderilerin… Birisi seni ilk kez gördüğünde şunu net bir şekilde anlayabiliyor mu: “Bu sayfa ne iş yapıyor ve bana ne faydası var?” Eğer burada netlik yoksa reklamla gelen insan zaten ilk adımda kaybolacaktır.

Sonra paylaşım dili. Gerçekten bir derdin var mı içeriklerinde? Yoksa sadece “ürün bizde var, hizmet bizde var” mı diyorsun? İnsanlar reklamı gördükten sonra profile girdiğinde bir bütünlük görmek ister. Ton aynı mı? Mesaj net mi? Dün başka konuşup bugün başka mı konuşuyorsun? Samimiyet hissediliyor mu? Çünkü reklam insanı getirir ama içerikler orada kalmasını, ürün ya da hizmetine odaklanmasını sağlar.

Hedef Kitle ve Satış Süreci

Bu ürün ya da hizmet gerçekten kime hitap ediyor? Sen net misin bu konuda? Genelde “herkese uygun” denir, “herkes benim müşterim” denir. Herkes senin müşterin değildir hiçbir zaman. Hitap ettiğin, problemini çözdüğün ve senden satın alan spesifik bir kitle vardır mutlaka. Genç girişimciye mi konuşuyorsun, kurumsal firmaya mı, mahalle esnafına mı? Hepsine aynı dili kullanamazsın. Strateji dediğimiz şey biraz da bu netliktir aslında. Yani hedef kitle netliği ve o kitleye hitap edecek sesleniş.

Sonra satış süreci. Diyelim reklam çalıştı, insanlar yazdı. O yazan kişiye nasıl dönüyorsun? Bir sistemin var mı? Hazır cevapların değil ama hazır bir yaklaşımın? Fiyatı söyleyip kenara mı çekiliyorsun yoksa ihtiyacını anlayıp yönlendiriyor musun? WhatsApp’a geçince süreç değişiyor mu? Telefonla konuşunca aynı dili koruyor musun? Eğer burada kopukluk varsa reklamdan gelen ilgi orada sönüyor.

Belki web siten var, belki yok. Ama varsa gerçekten ikna ediyor mu? Yoksa sadece “hakkımızda” metni ve birkaç görsel mi var? İnsan karar verirken kendini güvende hissetmek ister. Referans, yorum, örnek çalışma… Bunlar sistemin parçalarıdır. Reklam tek başına güven üretmez. Güven birikmiş bir bütünün sonucudur.

Hatta daha basit söyleyeyim. Reklam bir kalabalık getirir ama içeride düzen yoksa o kalabalık dağılır. Mağazanın vitrini güzel olabilir ama içerisi karışıksa, giysi bölümü diye girip tencere tava görüyorsan insanlar dolaşmaz. Dijitalde de aynı.

Sistem Birbiriyle Konuşan Parçalardır

O yüzden strateji ve sistem dediğimiz şey birbiriyle konuşan parçalardır. Profilin, içeriklerin, ürün konumlandırman, satış yaklaşımın, iletişim hızın, sunduğun deneyim… Bunların hepsi aynı hikâyeyi anlatıyorsa reklam anlamlı olur. Anlatmıyorsa sadece daha fazla kişiye tutarsızlık göstermiş olursun.

Şimdi kendine şu soruyu sorarken hayal etmeni istiyorum: Reklamı kapatsam bugün, sistemim yine de organik olarak küçük de olsa bir akış üretiyor mu? İnsanlar öneriyor mu, geri dönüş alıyor muyum, yazanlar ikna oluyor mu? Eğer cevap net bir “hayır” ise problem büyük ihtimalle sadece reklamda değil.

Reklam sesi yükseltir ama şarkıyı güzel yapan ses sistemi değil, müziğin kendisidir. Biz çoğu zaman hoparlörü değiştiriyoruz, halbuki bestemizde sorun var, altyapımızda sorun var.

Çoğu zaman teknik bir eksik arıyoruz ama asıl eksik zihinsel. Sabırsızız. Hızlı sonuç istiyoruz. “Bu ay toparlasın” istiyoruz. Ama sistem kurmak zaman alan bir durumdur. Güven inşa etmek zaman ister. Bir dil oturtmak, bir kitleyle bağ kurmak zaman ister.

Reklamdan Önce Kendine Bak

Reklam bütçesini artırmadan önce bir adım geri çekilip kendi yapımıza bakmamız lazım. Dış gözle değerlendirmemiz lazım. Gerçekten güven veriyor mu hesabım? İçeriklerim bir bütün mü yoksa dağınık mı? Ürünüm net mi? Fiyatlandırmam tutarlı mı? Satış sürecim akıyor mu yoksa gelen mesaj beni panikletiyor mu? Bu soruları kendimize sormamız ve yerimizi net bir şekilde belirlememiz lazım.

Çünkü sistem sen yokken de işlerin belli bir düzen içinde ilerlemesini sağlar. Mesaj geldiğinde ne yapılacağı bellidir. Teklif sunarken hangi çerçevede sunacağın bellidir. İçerik üretirken hangi kitleye konuştuğun bellidir. Bu netlik olduğunda reklam artık bir kumar olmaktan çıkar, hesaplanabilir bir hamleye dönüşür.

O yüzden reklam vermeden önce ya da reklam verip bir yerlerde yanlışlık olduğunu hissettiğinde kendine kızma, “beceremedim” deme. Ama şu sorumluluğu al: Benim temelim ne durumda? Ben gerçekten büyütmeye hazır mıyım?

Sorunu bütçede ya da reklamda aramak bazen asıl odaklanman gereken noktayı kaçırmana sebep olur ve sorunun daha da büyümesine yol açar. Asıl soruna odaklanmak ve onu bulmaya çalışmak daha sağlıklı bir çözümdür. Henüz büyümeye hazır olmayan bir yapıyı büyütmeye çalışmak yerine bu büyük soruna odaklanmak gerekir.

İyi bir reklam kötü bir stratejiyi kurtarmaz. Ama doğru kurulmuş bir sistem reklamı anlamlı ve kazançlı hâle getirir.

Bu hafta yapman gereken şey hemen reklam paneline girip yeni bir kampanya açmak değil, mevcut yapını sakin sakin gözden geçirmek olsun. Nerede kopukluk var? Nerede belirsizlik var? Nerede güven eksikliği var? Akışındaki ya da sistemindeki hangi düzenlemeyi yaparsan reklam dönüşümlerini artırırsın ya da daha az maliyetle daha fazla dönüşüm sağlarsın?

Reklamı değil, temeli düzelt. Gerisi zaten gelecektir.

Son Yazılar

Yapay Zekâ Neden Herkese Aynı Sonucu Vermiyor?

Yapay Zekâ Neden Herkese Aynı Sonucu Vermiyor?

Yapay zekâ son yılların en çok konuşulan konusu haline geldi. İçerik üretiminden reklamlara, iş planlarından veri analizine kadar…

Yerel İşletmeler İçin Düşük Bütçeli Reklam Stratejisi

Yerel İşletmeler İçin Düşük Bütçeli Reklam Stratejisi

Yerel bir işletme sahibiysen günün büyük kısmı dükkânda geçer. Ürünle ilgilenirsin, müşteriyle ilgilenirsin, tedarikle uğraşırsın. Gün sonunda kasayı…

Dijital Pazarlamada En Büyük Hata: Sabırsızlık

Dijital Pazarlamada En Büyük Hata: Sabırsızlık

Dijital dünyada büyümek isteyen birçok işletme aynı beklentiyle reklama başlar, hızlı sonuç almak. Reklam açılır, içerikler hazırlanır, sistem…

Ajans mı Freelancer mı? İşletmelerin En Büyük Dijital Hatası

Ajans mı Freelancer mı? İşletmelerin En Büyük Dijital Hatası

Dijital dünyada büyümek isteyen hemen hemen her işletme aynı soruyla karşılaşıyor: Bu işi kime yaptırmalıyım? Bir ajans mı…

Dijital Danışmanlık hakkında görüşme yapmak için randevu oluşturabilirsiniz.